Monday, February 11, 2008

cevdet erek'in duyu düşün laboratuarı (amsterdam'dan canlı)















































cevdet'in a few retrospectives'i bir duyu-düşün laboratuarı gibi. laboratuarın ritmi galeriyi kendi paralel alemine çevirmiş. sss, kahire'de rezidanstayken ürettiği cetvel ve stüdyo'nun birbirinden evrildiğini hissetiriyor.
duyu-düşünme laboratuarı çünkü görüntü ''ses'' olmadan hiçbir şekilde işlemiyor. ses düşünmeyi tetikliyor, bütün bu kompozisyonun arkasındaki kurguyu merak ettiriyor. cevdet de bütün stopları, deney sürecini ortaya açmış zaten, ama belki de o an orada olan kişiden daha fazlasını- gizlice kendi varyasyonunu kurmasını- istiyor.
acaba işlerinde -sergi metninde geçtiği gibi altın oran meselesindense- bu varyasyon meselesi mi ağır basıyor? ipucu sss kitabının alt başlığından geliyor: halı ve tema için çeşitlemeler. "varyasyon" görsel ve işitselin, farklı medyanın, farklı ajanların arasında gidip gelip evriliyor, işin içine bu sefer sadece ritm, harmoni degil, varyasyonu tetikleyen matematik süreçler ve bilimum nesneler dahil oluyor. cetvel bu yüzden arapça cetvelden, babasının hayat cetveline, leyla ve kerim'in kufice yazıldığı yüzüklere, leyla ve kerim' in kufice birbirlerini tekrar etmesinden oluşan ritme, ritmin bendirdeki ses formuna, ritmin lcd tabelaya cetvel formunda tekrar geri dönmesiyle farklı katmanlara yayılıyor, lineeri dağıtıyor. bu bir taraftan da cevdet'in kendi dilinde içinde bulunduğu farklı kültürle yaşama biçimi, bir nevi kendi çevirisi.
şimdilik en son nokta: bütün bunları düşündüğümde izleme ya da izleyici, orada olma deneyimini anlatmaya yetmiyor. bunu cevdet'e de yazdım, o da haliyle "peki o zaman ne demeli?" dedi. zihinsel ve duyusal olarak orada olma, karşılık verme, süreçle düşünme. bunları ne karşılar acaba? orada olanlar, olası katılımcılar ya da katılanlar? yukarıda da okuduğunuz gibi, son karar orada olanlar...

ps: aslında kamerayla çektiğim kısa videocugu da koyacaktım. ama cevdet'in de desteklemesiyle paragrafı yazdıktan sonra, takıldığım yerleri koyup gerisini imgeleme bırakmaya karar verdim. çünkü "orada olmak" işin esas kısmı.

No comments: